HESABIM
Üye Ol

Ağrı’da Göçerlerin Zorlu Yayla Hayatı

Ağrı’nın Taşlıçay İlçesi Derecek Yaylasında büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığı ile uğraşan yaylacılar, yaz boyunca yaylada kalarak hem yayla geleneğini sürdürüyor, hem de kurdukları çadırlarda yaşıyorlar. Taşlıçay ilçesine 20 kilometre uzaklıkta bulunan Derecek Yaylasına, başta Iğdır ili olmak üzere Doğubayazıt, Diyadin ve Taşlıçay ilçelerinden her yıl yaz mevsiminde onlarca aile gelerek hayvancılık yapıyorlar. Haziran ayı itibariyle...

Haberin Tarihi: Temmuz 19, 2017 - Okunma Sayısı:45 defa okundu.


Ağrı’nın Taşlıçay İlçesi Derecek Yaylasında büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığı ile uğraşan yaylacılar, yaz boyunca yaylada kalarak hem yayla geleneğini sürdürüyor, hem de kurdukları çadırlarda yaşıyorlar.

Taşlıçay ilçesine 20 kilometre uzaklıkta bulunan Derecek Yaylasına, başta Iğdır ili olmak üzere Doğubayazıt, Diyadin ve Taşlıçay ilçelerinden her yıl yaz mevsiminde onlarca aile gelerek hayvancılık yapıyorlar. Haziran ayı itibariyle yaylalara gelen göçerler olumsuz hava şartlarına rağmen Eylül ayına kadar yaylada hayvancılık yaparak hem kışın ihtiyaçlarını karşılıyorlar hem de yaylacılık geleneğini devam ettiriyorlar. Bir yandan yaylada hayvanlarını otlatan göçer aileler, kışın hayvanların beslenmesi için biçtikleri otları traktörlerle baliye haline getirerek daha sonra kamyonlarla köylerine götürüyorlar.

Derecek Yaylasına 27 yıldır aralıksız her yıl babası ile birlikte geldiğini belirten, evli ve 3 çocuk babası Mehmet Nuri Öztürk (35) adlı vatandaş yaklaşık olarak 400 koyun beslediğini ve yaylada havanın oldukça serin olması nedeniyle hayvanların güneşten zarar görmediğini söyledi. 27 yıldır yaylaya geldiklerini dile getiren Öztürk, göçerlik hayatının zor olduğunu ancak zamanla bu duruma alıştığını ve yayla hayatının güzel olduğunu ifade etti. Yaylada elektrik olmadığını ve güneş enerjisi paneli ile elektrik elde ettiklerini vurgulayan Öztürk, “Doğubayazıt ilçesinden her yaz mevsiminde bu yaylaya geliyoruz. Burada biz hayvancılık yapıyoruz. Kış ihtiyaçlarımız olan peynir, yağ ve loru burada eşimle birlikte yapıyoruz. Çiftçilik yapıyoruz. Babam annem, eşim ve çocuklarımla beraber buraya geliyoruz” dedi.

Çadırlarını akarsu kenarın kurduklarını aktaran Öztürk, yaylacılıkta en önemli unsurun akarsu hayvanların beslenmesi için otlak alanların olması gerektiğini belirtti. Hayvanlarını kurtlardan korumak için geceleyin nöbet tuttuklarını kaydeden Öztürk, “Hayvanlarımız gündüz gece saat 22.00’a kadar otluyorlar, doyduktan sonra çadırlarımızın etrafında bulunan ağıllara bırakıyoruz. Çoğu zaman hayvanlarımızı kurtlardan ve hırsızlardan korumak için gece sabaha kadar nöbet tutuyoruz. Ama şu ana kadar herhangi bir tehlike ile karşılaşmadık. Bazen kurtlar geliyor, hayvanlarımızı götürüp yiyorlar. Kuzularımız ve koyunlarımızı otlatan çobanlarımız var. Kurduğumuz çadırın etrafı duvardır. Yağmur yağdığı zaman çadırlardan geçmiyor, üzerinden kayıp gidiyor. Evlerimizi korumak için 2-3 tane köpeğimiz var. Bazen koyunlarımızın yanında sabaha kadar köpeklerimizle nöbet tutuyoruz. Aynı zamanda güneş enerjimiz var. Onunla telefonlarımız şarj edip çadırlarımızı aydınlatıyoruz. Yaylamızda çok iyi ve serindir. Hayvanlar için oldukça iyidir, çünkü hayvanlar sıcağa dayanmıyorlar. Bulunduğumuz yaylada 25 çadır vardır, hep birlikte buraya gelip 3 ay kalıyoruz” ifadelerini kullandı. – AĞRI

Bir Yorum Yazın